Kadınlar için tabu haline gelen adet döngüsü hakkında kendisi de ultramaraton sporcusu olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde görev yapan Dr. Cem Ayhan ile konuştuk.

Öncelikle kapsayıcı bir şekilde anlatmak gerekirse, adet döngüsü nedir? Nasıl bir fizyolojik döngüye sahiptir?

Bu dönem süresince iki temel fazdan bahsediyoruz; birincisi östrojen hormonunun hakim olduğu foliküler faz. Östrojen, gebeliğin oluşmasını sağlamak için rahimi hazırlayan bir hormon. Ayrıca yumurtanın büyümesini sağlar ve yumurta büyüdükçe salgısı da artar. Belli kritik seviyeye geldiğinde de ovülasyonun gerçekleşmesi ile beraberinde rahimin içinde olası bir bebeğin yerleşmesi için gerekli ortamı hazırlar.

Luteal faza hakim olan progesteron hormonu ise östrojen hormonunun etkilerini tam tersine çeviren bir hormon. Normalde bu ikisinin son derece düzenli salgılanması gerekiyor. Bir kadın adet döngüsü ortalama 28 gün kabul edilir (+- 3 gün şeklinde olabilir.) Bunun ilk 14 günü östrojen hakimiyet kurarken sonraki 14 günü de progesteron hakimiyeti ile geçer.

Burada kritik bir nokta var, östrojen hakimiyetiyle geçen bu ilk 14 günlük dönem değişken olabilir. Kadından kadına değiştiği gibi, aynı kadının farklı adet dönemlerinde farklı sürelerde olabilir. Dolayısıyla 30 günde bir adet gören bir kadın aslında 16 gün östrojene maruz kalırken, 20 günde adet gören 6 gün maruz kalır. Çünkü progesteron üretiminin süresi 14 gündür ve sabittir.

Östrojen aynı zamanda glikoz, karbonhidrat, yağ ve protein kullanımını da arttırıyor. Artan glikoz kullanımı slow-twitch kas liflerinin kullanabileceği şekilde glikoz depolanmasını da arttırarak dayanıklılık branşlarındaki performansa olumlu etki yapıyor.  Bu bilgilere göre ilk 14 günlük faz performansı olumlu yönde etkileyebilecek bir faz diyebilir miyiz?

Kesinlikle doğru. 2017 Mart ayında yayınlanmış bir çalışmada adet döngüsünün kadın futbol takımı oyuncuları üzerindeki etkisi değerlendirilmiş. Dokuz tane elit sporcu üzerindeki bulunan sonuçlara göre, adet döngüsünün luteal fazının (14-28 günler arasında)

ortasında kadınların performansı minimuma iniyor. Adet döngüsünün foliküler fazın ilk döneminde ise performans en üst seviyede.

Luteal fazda salgılanan progesteron hormonu aynı zamanda vücut ısısında artışa yol açıyor. Ultramaratoncular için bunun bir dezavantajı olabilir mi?

Ovülasyonla birlikte artan progesteron hormonu vücutta 0.6 ila 0.8°C sıcaklık artışına sebep olur. Bu seviye artışları azmış gibi görülse de dayanıklılık branşlarında negatif etkisi olabilir çünkü bu dönemde yarışan bir sporcunun hem su tüketimi artacaktır hem de performansı azalacaktır.

Yarış gününe denk gelen regl dönemi öncesinde sporcuların erteleyici ilaçlar kullanmasının performansa ne tür etkileri oluyor?

Adet görmemek için kullanılan ilaçların hepsi progesteron içeren ilaçlar. Dolayısıyla kullanımı sonrasında luteal faz uzatılmış oluyor. Zaten performansı baskılayan bir süreçteyken daha fazla progesterona maruz kalan kişilerde performans olumsuz etkileniyor.

Sporcunun regl döneminde yarışa girdiği durumlarda dikkat etmesi gereken hijyenik noktalar nelerdir? Ayrıca yarış süresince beslenmede ne gibi öncelikleri olmalıdır?

Kişinin kullanabiliyorsa tampon kullanması en doğru seçenektir. Bir ultramaraton yarışında kullanımı pratikte çok zor olacak olsa da, tamponu 3 saat içerisinde değiştirmesi gerekir.

Eğer bu dönemin yarışa denk geleceğini önceden hesaplamışsa yarıştan önceki bir aylık dönemde kişinin demir takviyesi kullanmasında fayda var. Ayrıca yarış süresince bol su içmeye dikkat etmesi gerektiği gibi, çay ve kahve gibi demir emilimini bozan etkenlerden uzak durması gerekir.

Adet dönemindeki kanamanın çok olmasının sebepleri ve sportif açıdan sonuçları nelerdir?

En önemli etkisi anemiye yol açması. Anemi beraberinde performansı ciddi seviyede azaltacaktır. Kanamayı arttıran iki ayrı temel hastalık var; ilki rahimin kendi hastalıkları ki buna ancak doktorlar tanı koyabilir. Bir diğer sebep de aşırı tüketim anemisidir. Çok yoğun vajinal kanama yaşanmasa bile sporcu ciddi bir demir tüketiminde artış yaşar.  Özellikle dayanıklılık sporcularında bağırsak ve mideden kan kaybı son derece yoğun miktardadır. Dolayısıyla ultra koşan kadınlar düzenli olarak kan sayımı yaptırmalı ve demir depolarını kontrol ettirmeliler. Ayrıca zaman zaman demir takviyeleri kullanmalarında çok büyük fayda var.

Yoğun antrenman veya uzun ultralar sonrasında bu döngüde gecikmeler olabiliyor. Vücudun bu dönemi daha kolay atlatabilmesi için tavsiyeleriniz var mı?

Pratikte iki adet çözüm var; hormonal dengelenmeyi azaltmak için kullanılabilecek en iyi ilaç doğum kontrol hapıdır. Düşük dozda kullanımı hormon dengesini stabil tuttuğundan bu tür etkilenmeleri minimalize eder. Bir diğer alternatif de dışarıdan ekstra bir hormon almadan sadece lokal etkili hormonla aynı etkiyi sağlayabilecek, rahim içine yerleştirilen ve progesteron içeren spirallerdir. Spiraller sayesinde progesteron hormonu kan dolaşımının içine geçmeden, sadece uterusun içine etki ettiğinden hem kanama miktarı azalır hem de performansa olan olumsuz etkileri minimalize edilmiş olur.

Bunun dışında aşırı spor yapan, yağ dokusunun aşırı azalma ve aşırı zayıflık durumuyla karşılaşan bireylerde de adet döngüsü bozulur. Üstelik hem ovülasyon (yumurta üretimi) düzeni hem de östrojen ve progesteron dengesi bozulur. Bu kişiler uzunca süre adet görmeyebilirler, bu sayede sürantrene olduklarını anlayabilirler.

Yapılan bir ankette kadınların %41,7’si menstrüal dönemde negatif perfromans yaşadıklarını belirtmiş. Bu rakamlar bize negatif etkinin daha çok psikolojik olduğunu; konuşulmadıkça tabulaşan ve bireyin kendini stres altında bırakması sebebiyle gerçekleştiğini söyleyebilir miyiz?

Doğru diyebiliriz fakat ister fizyolojik olsun ister psikolojik bu oran yine de az değil. Ayrıca bazı kadınlar bu süreci çok sancılı geçiriyorlar. Bu kişilerde o dönemde bir müsabakaya girmek çok zor ve yıpratıcı olabilir. Bu gibi kişiler basit ağrı kesiciler yerine non-steroid antienflematuar kullanarak kanama miktarını azaltabilir ve yarış sırasındaki kanama miktarlarını da azaltabilirler. Bu ilaçların beklenen adet gününden bir veya iki gün önce balanması hem ağrı açısından hem de kanamanın azalması açısından maksimum fayda sağlayacaktır.

Bu röportaj, 21-23 Nisan 2017 tarihlerinde İznik Ultra Maratonu’nda dağıtılan UltraDergi’nin 2017/1 sayısında yayınlanmıştır. Daha fazla bilgi ve iletişim için info@ultradergi.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.